Borçlar Hukuku
Alacak Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel ve özel zamanaşımı süreleri, sürenin başlangıcı, kesilmesi ve durması; ihtarnamenin zamanaşımına etkisi.
Bir alacağın varlığı kadar, ne zamana kadar istenebileceği de önemlidir. Zamanaşımı süresi dolan bir alacak ortadan kalkmaz; ancak borçlu zamanaşımını ileri sürerse dava yoluyla istenemez hâle gelir. Bu yazıda Türk Borçlar Kanunu’ndaki başlıca zamanaşımı sürelerini ve sürenin nasıl kesileceğini özetliyoruz.
Kısaca
- Genel zamanaşımı süresi on yıldır.
- Kira bedeli, faiz ve vekâlet gibi bazı alacaklar beş yılda zamanaşımına uğrar.
- Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; borçlu ileri sürmelidir.
- İhtarname zamanaşımını kesmez; dava açmak, icra takibi başlatmak ya da borcun ikrarı keser.
Zamanaşımı nedir?
Zamanaşımı, belirli bir süre geçtikten sonra alacağın dava yoluyla istenebilme imkânını zayıflatan bir savunma aracıdır. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; borçlunun bunu ileri sürmesi gerekir (TBK m. 161). Hak düşürücü süreler ise farklıdır: bu süreler geçtiğinde hak tamamen sona erer ve hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
Başlıca zamanaşımı süreleri
| Alacak | Süre |
|---|---|
| Kanunda aksi öngörülmeyen tüm alacaklar (genel süre) | 10 yıl |
| Kira bedelleri, faizler ve diğer dönemsel edimler | 5 yıl |
| Vekâlet, komisyon, acentelik ve ticari simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar | 5 yıl |
| Ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortaklar arasındaki alacaklar | 5 yıl |
| İşçilik alacakları (ücret, kıdem, ihbar, fazla mesai, izin) | 5 yıl |
| Haksız fiilden doğan tazminat | 2 yıl / 10 yıl |
| Sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak | 2 yıl / 10 yıl |
| Satılan maldaki ayıp | 2 yıl (teslimden) |
| Taşınmaz yapı eserlerindeki ayıp | 5 yıl (teslimden) |
| Bonoda asıl borçluya karşı | 3 yıl (vadeden) |
Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede iki yıllık süre, zararın ya da geri isteme hakkının ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlar; her hâlde olaydan itibaren on yıl geçmekle alacak zamanaşımına uğrar. Haksız fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu süre uygulanır.
Süre ne zaman başlar?
Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu, yani istenebilir hâle geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Vadesi belli olmayan alacaklarda ise süre, alacaklının bildirimiyle borcun muaccel hâle geldiği tarihten başlar.
Zamanaşımı nasıl kesilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesine göre zamanaşımı şu durumlarda kesilir ve süre yeniden başlar:
- Borçlunun borcu ikrar etmesi; özellikle faiz ödemesi, kısmi ödeme yapması, rehin veya kefil göstermesi,
- Alacaklının dava açması ya da def’i yoluyla mahkemede alacağını ileri sürmesi,
- İcra takibi başlatılması ya da iflas masasına başvurulması.
Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname zamanaşımını kesmez. İhtar; temerrüt, faiz ve sözleşmeden dönme gibi sonuçlar için önemlidir, ancak zamanaşımını durdurmak için dava ya da takip yoluna başvurulmalıdır.
Zamanaşımının durması
Bazı ilişkilerde zamanaşımı işlemeye başlamaz ya da başlamışsa durur. Örneğin evlilik süresince eşlerin birbirinden olan alacakları, velayet süresince çocukların ana ve babadan olan alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Arabulucuya başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede de zamanaşımı durur.
Sözleşmeler, alacak davaları ve tazminat talepleri hakkında daha fazla bilgi için Borçlar Hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
İhtarname göndermek zamanaşımını keser mi?
Hayır. İhtarname zamanaşımını kesmez. Zamanaşımını kesmek için dava açmak, icra takibi başlatmak ya da borçlunun borcu ikrar etmesini sağlamak gerekir.
Zamanaşımına uğramış bir borcu ödersem geri alabilir miyim?
Hayır. Zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi geçerlidir ve ödenen tutar geri istenemez (TBK m. 78).
Zamanaşımı dolmuşsa yine de dava açabilir miyim?
Dava açılabilir; ancak borçlu zamanaşımı savunmasında bulunursa dava reddedilir. Borçlu bu savunmayı yapmazsa hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve yayım tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Her olayın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukattan görüş almanız önerilir.


